Can Sıkıntısından Kaçarken Kendimizden mi Kaçıyoruz?
Boş kalan her anı telefonla doldurmak, can sıkıntısının bir eksiklik mi yoksa kendimizle karşılaşma fırsatı mı olduğunu sorgulatır.
İnsanların bütün mutsuzluğu, odalarında sessizce kalamamalarından doğar.
Otobüsün gelmesine birkaç dakika var. Masada arkadaşını bekliyorsun ya da uyumadan önce kısa bir sessizlik oluşuyor. Neredeyse düşünmeden telefonuna uzanıyorsun. Ortada cevaplanması gereken bir mesaj veya merak ettiğin özel bir şey yok; yalnızca boş kalan anı hemen doldurmak istiyorsun. Belki can sıkıntısı kaçılması gereken tatsız bir duygudur. Belki de sürekli ondan kaçtığımız için kendi düşüncelerimizin nereye gideceğini hiç göremiyoruz. Her sessizliği görüntüler, sesler ve bildirimlerle kapattığımızda yalnızca sıkıntıyı mı uzaklaştırıyoruz, yoksa kendimizle karşılaşma ihtimalini de mi kaybediyoruz?
düşünme soruları
- —Boş kaldığın anlarda telefonuna uzanmadığında içinde hangi duygu veya düşünceler beliriyor?
- —Can sıkıntısı gerçekten ortada yapacak bir şey olmamasından mı, yoksa yaptıklarımızda anlam bulamamamızdan mı doğar?
- —Her anını uyaranlarla dolduran bir insan, ne istediğini ve kim olduğunu özgürce keşfedebilir mi?
Sakin Kafa’da ne dediler?
Can Sıkıntısından Kaçarken Kendimizden mi Kaçıyoruz?
Bu konudaki katkılar ve yanıtlar Sakin Kafa ile senkron kalır.